Konu neydi unuttum

_DSC8289Bu sabah Çağan’la birbirimize çok kızdık. Hatta bir ara surat astık birbirimize. Konuşmadan bezini değiştirdik. Mutfağa gitmek yerine salona geldik zira benim canım hemen kahvaltı etmek istemedi . Diğer günler bacaklarıma yapışıp gezen Çağan bu sabah oyuncaklarıyla takıldı. Bir süre sonra yanıma geldi. Yine konuşmadık ama anladım, acıkmıştı işte napsın. O an suçluluk, pişmanlık, ne yapıyorum ben duyguları sel oldu bende. Aslında yersizdi. Zaten uyandığında meme emmişti. Bu geçen sürede normal sayılırdı. Yumurtasını haşlarken kendi yaptığım lor peynirini ısınması için bir tabakla yumurta cezvesinin üzerine koydum. Armut rendeledim yanına yedek bir dilim armut hazırladım. Çağan kemirerek yemeyi çok seviyor. Demir ve D vitaminlerini hazırladım. Yedek kaşık çıkardım. Sonra Çağan’ı kucağıma alıp sandalyesine oturtdum. Ona yumurtanın kırmızısını yedirirken kendim beyazını yemeye başlamıştım. Elimde görünce “bende istiyorum” dedi. “Sen bundan yiyemezsin” dedim. “İstiyorummmm” demesine fırsat vermeden yedekteki bir dilim armutu verdim ona. Pek sevindi. Bir yumurta, bir lor peyniri derken kahvaltı bitmek üzereydi. Sıra geldi tatlıya. Armut rendesini bacaklarını sallaya sallaya yedi. Resmen şeker yemek üzere programlanmışız. Çağan kahvaltılarda çok güzel ama öğle ve akşam yemeklerinde çuvallıyoruz. Anladığım şu ki Çağan karışık tatları hiç sevmiyor. Özenerek hazırladığım o sebze çorbaları mesela hepsini kendim içtim. İtiraf etmekte sakınca görmüyorum “zorla”.  Yemek ne kadar sade ise o kadar iyi bunu çözdüm. Geçen akşam Çağan’a yemek yedirebilmek için babaaa resmen ter döktü. Kaşıkta ben anne, sazlarda babaaa. Çaldık oynadık, yarım kepçe çorba içsin diye.
Velhasıl kahvaltı bitince Çağan’ın önlüğünü çıkardım. Öyle bir seviniyor ki o önlük çıkınca. Kollarını açarak uzattı hemen. Sandalyeden alacağımı biliyordu. Aldım onu. Ellerini yıkamak için lavaboya yöneldim. Ağzını sileceğim zaman her zaman ki gibi elleriyle sanki beni engelleyebilecekmiş gibi uzattı, başını çevirdi ama ben tabi ki ağzını da sildim. O ise dudaklarına gelen suyu hüpletti. Kurulandıktan sonra o kucağımda salona doğru yürüdük. Bana bakıyordu gözleri pırıl pırıl. Yavru kuşum. Ben de onu güldürebilmek için havada zıplattım. Çok hoşuna gitti biraz kıkırdadı. Bir kere daha yap diye baktı. Bir daha zıplattım. İkimizde çok güldük. Gözlerini ovuşturmaya başlayınca güneşe iyi geceler dedik. Birbirimize sarılıp yan yana uyuduk. Hepsi bu kadar neye kızmıştık unuttum.