Yüreği ağzına gelmek

asasaÇağan doğduğunda bir takvim yapmaya başlamıştım. İlkler takvimi, aman ne güzel bunu da gördük takvimi, çok şükür bugünü de atlattık takvimi, ay inanamıyorum takvimi, ya çok sevimli ama takvimi falan. O takvimde benim için en özeli yani Çağan’ın doğduğundan bu yana edindiği tecrübe, kabiliyetler arasındaki en özeli sesli gülmesidir ki hala kulağımda. Bugün itibariyle takvime eklenen bir ilk daha “şükür bugünü de atlattık” dedirtti bana; Çağan karyolasından aşağı atladı!!!!!!

Evet bu benim. Bu deyim tamamen beni ve şu andaki halimi özetliyor. Yahu çocuk ne ara büyüdün ne ara tay tay durmaya başladın. Ben ne ara tay tay durmayı kelime hazneme soktum. Ne güzel birlikte uyuyorduk ben önce uyandım, onuda dürtdüm, itekledim hafif, kolunu düzelttim,”günaydınnn tatlımmm” dedim uyanmadı. E hadi ben kalkim dedim. Ama onuda yatakta bırakamazdım şeytan doldurur bir anda döner hop fırlar falan amaaaggnn yatağına koyayım. Bende gidip bi işte tuvalettir yüz yıkamadır bir kendime geleyim. Aaa içeri girer girmez ağlama sesi. Seslendim “Çağan burdayım geliyorum” ağlama sesi yükseldi biraz da agresifleşti. O anda hızlı olmam gerektiğini anladım hızlandım hızlandım ama sesde yükseldi fırladım başka türlü anlatamam. Kapıya varmışken “tak” sesi geldi. Yok artık dedim içeri girdim Çağan yerde. Sanki vaktiyle “çocuk bu düşecek kalkacak aman ha sakin kal dilek” diye kendini hep teskin eden ben değildim ne ara panikçi oldum bilmiyorum Çağan’ı kaptığım gibi salona geldim. Be kadın çocuğu olduğu yerde incelesene. Salona geldiğimde “ay ben ne yaptım ” nidalarıyla böğürerek ağlayacak oldum baktım Çağan susmuş bana bakıyor. Bi toparlandım napıyorum dedim. Gülümsedim oğluma. Üzerini soydum baktım ezik , çizik, kızarık yok. Melekler koruyor sizi başka ne diyebilirim. Sanırım yatakta asılı kaldın o son çığlık bundandı sonrada yumuşakça yere indin. Babaaa gelince olay mahallinde canlandırma yaptık olmadı. Bir kaç hamle yaptın ama bunlar seni sonuca götürmedi. Hala nasıl olduğu muamma.

Bu ilk değildi tabiki daha önce de yataktan parendeler atarak düşmüşlüğü var ve de anne eli değmiş gibi : ) Çağan’ın ilk dönme, sürünme günleri. Bezini değiştiriyorum ama bizim yatakta, yerden de hayli yüksekçe. Bezini bağladım bağlayacağım sürünüyor kaçıyor peşindeyim kolumla bacağına dayanıyorum tutabileceğimi sanarak. Meğer böyle böyle giderken yatak bitmiş. En son ayak bileğine yapıştım ama kaydı elimden hop ordan gögsünden yakalayayım tutamadım yine bacagına yapışayım derken yavaşlata yavaşlata döndüre döndüre başı halıya gelecek kadar ilerledi ve beklenen son. Böyle yazınca bir anda düşmüş gibi ama hayır sanki dakikalarca çabaladım düşmesin diye döndürdüm evirdim çevirdim hepi topu 3 snde düşmüştü. Biraz ağlamıştı ama ben sakin kalabilmiş ( sanırım olayın nasıl geliştiğini bilmek önemli) Çağan’ı da anında sakinleştirmiştim. Sonrasında tedbir olsun diye iki saat uyutmamıştım, gözlerini kontrol etmiştim hepsi bu kadar.

Ama işte olayın nasıl geliştiğini bilmeyince annem gece yarım saatte bir uyandır tavsiyesi verdi. O an için mantıklı gelmişti. Telefonu kapatınca düşündüm yarım saat mi? Çağanı yatırsam sonra “mutfağı toplamadan ay bi oturayım desem” sonra dinlendim kalkimda mutfağı toplim desem, mutfaga girsem saate baksam zaten yarım saat geçmiş!! Gece yatmadan önce saatimi kursam yarım saat sonra kalksam ki zaten uykuya dalmamışken uyansam Çağanı uyandırsam baktım iyi “noldu” diyen baygın gözlerle bana baksa. E çocuk iyi hadi yatırayım desem uykumuz açılsa biraz geç uyuyabilsek. Sonra saatimi yarım saat sonraya kursam yok yoookk. Baktım yatana kadar çocuk aynı ağzına atacak değişik bişeyler bulma telaşında nasılsa Çağan alarmını kuruyo dedim yattık. İyi geceler, tatlı rüyalar benim hayatımın çöp tenekesi…

25 Şubat 2015