PAZARA GİTTİM HİÇBİŞİ ALMADAN EVE GELDİM

_DSF9532
Ömrünüzde kaç kere duymuşsunuzdur bu cümleyi? Çocukluğumun en hit cümlelerinden biriydi. Annemle pazara gittiğimizde dönüşte çantamıza bakardık. Ayyy bak ne hatırladım. O zamanlar pazar çantamız vardı. Plastik benzeri bir maddeden örgü. Kesekağıdına malzemeler konulur hoop çantaya. Kesekağıdı da gazeteden yapılmış olurdu. Eğer bakliyat gibi küçük taneli alınmışsa külah yapılırdı. Külahı anımsadınız mı?
Peki kulağınıza bir ses geldimi “buuuzz gibi soğuukkk sudan içeeeeen”. Çok güzeldi ama ya. Pet şişeyle su satışı yoktu tabi o zamanlar. Tek parmakla taşıyabileceğin cam şişede su bulunurdu. Böyle dalıp gidince hatırlanacak ne çok şey var.
İşte biz bugün ablamla o pazara gittik. Malum ilk girişte fiyatlara baka baka, sora sora ilerlersin geri dönüşte gözüne kestirdiğini alırsın. Biz başladık pırasa kaça, karnıbahar ne kadar, sesimizi duyuramadıklarımıza “kardeeeşşş ne kadar”. Pırasa 2-2,5 lira, bakla çıkmış 7 lira, brokoli 7 lira, ıspanak uçmuş 4 liraydı. Ablam kereviz almak istedi. Artık fiyatını sormaktan ve pahalıymış demekten usandığı için bir tezgahtan “yarım kilo verirmisin” dedi. Satıcı zaten tanesi yarım kilo gelecek kerevizleri tartı “abla 1070 gr olsun mu?” dedi.” Hayır ” dedik yarım kilo istiyoruz. Biraz agresif kovayı boşalttı, yeni seçtiği kerevizleri doldurdu. Bu arada ablam bozuk paralarını karıştırıyordu. Ben fiyat kartonuna bir bakayım dedim. Ya çok öylesine yazılmış yada çokkk büyük kurnazlıkla “Bursa Dolu Kereviz Yarım kilo” 3,5 tl yazıyordu. Aynen böyle. Ne gördüğün sana kalmış. Ben yarım 3,5 görüyordum, ablam kilosu 3,5. Anlamak için “ne tuttu” diye sorduk. “abla 840 gr 5 bilmem kaç” gerisini dinleyemedim zaten. Ablam o anda tezgahtan ayrılmakla parayı biran önce verip uzaklaşmak arasında epey tereddüt etti. Sonra yolumuza 840 gr kerevizle devam ettik.
Bal kabağı tezgahına yaklaştık. “hııı güzelmiş, kestane kabağı, tatlı mı yapıcan, al bence” “Bakar mısınız kabak ne kadar” “abla kabak çok güzel al haftaya yine gelirsin” “ne kadar” “Kabağım Adapazarı 3 lira” dedi. Elimiz gayriihtiyari bir alt raftaki soyulmuş dilimlere uzandı. “onlar 4 lira” dedi. Sonra bir alttaki rafı göstererek “paketler 5 lira” dedi. Bir paket alıp ayrıldık.
Pazardaki fiyat sorunsalı en bilinmeyenli denklemlerden daha zordur. Bir tezgahı gözüne kestirirsin dönüşte buradan alayım dersin. Alırsın arkanı döndüğünde tezgaha indirim gelir.
Pazarcılığın kuralıdır asla istediğin ölçüde tartmazlar. Mesela kilosu 1,5 olan elma muhakkak tarttığında direk 2 liralık olmuştur. “Fazla olmasın” diyemezsen 1 yerine 1,5 kilo ürünle eve gelirsin. Pazar her zaman daha taze oluyor kesinlikle. Ama işte tartı konusunda çok zorlanıyosun. Bir de bu kadar taze olunca almayacağın şeyleri de alabiliryorsun. Buna önlem olarak listeme göre paramı cebime ayarlıyorum ki fazla alışveriş yapmayayım. Nitekim son alacağım malzemeye 0,50 lira eksiğim kalmamış olsaydı gayet başarılı bir pazar çıkarmış olacaktım.
Yarım kilo bakla 3 tl
Dereotu 2 tl
Turşu 4,5 tl
Bir kilo pırasa 2 tl
Yarım kilo yeşil mercimek 3 tl (çok güzel çıktı dağılmadı, lezzetli)
Bir bağ karalahana 1,5 tl
Yarım kilo amasya elması 3 tl
Gün kurusu kayısı 2,5 tl (fiyatı uçmuş)
Bütün aldıklarım budur. Para pul olmuş, pazara gittik bişi almadan eve geldik…