Bakıcı aranıyor!!!


_DSC4776Uuuu saat 22:46 olmuş hatta bir saatte biz ileri alıyoruz hop oldu mu 23:46. Mümkün olduğunca çabuk yazmam gerekiyor. Malum 24 saat çalışıyorum. Patron dükkanı sabah erken açıyor ve benide aynı anda içtimada görmek istiyor. O yüzden biran önce yatıp dinlenmem gerekiyor.

Çalıştığım işyerinde uzun yıllar geçirmiş olmamdan ötürü zamanında girdiğim mülakatlar hiç aklımda değil. Yine de belli bir çerçeve hatırlıyordum. Daha doğrusu hatırlattılar. İznimin bitmesine yaklaşmışken 3 haftadır yoğun şekilde bakıcı arayışına koyulduk. İnternetteki bakıcı siteleri, iş ilanı siteleri, muhtarlığa ve kapılara bırakılan ilanlar derken o kadar çok arayan oldu ki itiraf ediyorum ipin ucu kaçtı. Her milletten insanla konuştum cidden Türkiye’deki yabancı çalışan sayısı o kadar fazla ki inanamadım. Konuşmaya göre doğru memleket analizi yapabilen biri olmadım hiç, yine de kırık Türkçe’leri ile hatta yok denecek kadar Türkçe’leri ile onları anlamam zor olmadı. Ne yazık ki onlar direk elendiler. Kısa süreliğine de olsa deneyimlemiş olduğum bu İnsan kaynakları kimliğimi pek sevdim.

Aman ne şenlikti ben anlatayım da dinleyin; En şaşkın mülakat kategorisinde oscar Betül hanıma gidiyor. Kendi çocukları küçük olduğundan bebeğe evinde bakmak istiyormuş!!! Bende reddetmenin acemisiyim nasıl desem diye düşünüyorum “biz evimizde bakılmasını istiyoruz getir götür çocuğun düzeni bozulur” bu arada ben konuşuyorum ama karşı taraf devam ediyor; “daha önce de öyle baktım çocuklar arkadaş oldular abi-abla yabancılık çekmedi, tabii tabii zor, yok ben diyorum ki Pazartesi bırakırsınız” bunu duydum artık devreler yandı “aaa yok yok istemiyoruz öyle teşekkürler saolun iyi günler”. Sonra düşündüm de “fena fikir değil hatta pazartesi bırak cuma al değilde askere gitmeden bir görsem yeter” sistemide olabilirdi. Lahavlevelakuvvete

En despot mülakat Ayşe hanımın hakkı. Komşularım bakıcı aradığımı biliyorlar haliyle eşe dosta haber veriliyor. Tanıdık var mı, referans verebilir mi derken herkes ağız birliği yapmışcasına Ayşe hanım dedi. İlk görüşme telefonla. Konuştuk eh fena değil. ” Benim hayırım hayırdır çocuk istediği kadar ağlasın” dedi. Tabii ki bende hayır demeye başladım. Çocuk sınırları olduğunu, bazı şeylerin yasak olduğunu bilsin. İşte anca benim hayırlarım hayırdır. Bunu da böyle geçtik.

En oyuncu mülakat Hülyanımın : ) Hülya hanım geldi, yarım saat Çağan’la oynadı, güldü. Hiç bişi konuşmadan ayrıldı. Ne oldu bende anlamadım. Bir garip mülakattı. Velhasıl yineleme gereği duyduk. Tam yine böyle oyun moyun derken katakulliye geliyor hemen toparladım. Cıvıtmaya çok müsaitiz  yinede bir şans vereceğim adaylarımdan birisi. 

En gizli mülakat Ayfer hanıma. Bir türlü evinin nerede olduğunu anlayamadık. Biz istiyoruz ki evimize gelecek kişi ulaşım sorunu yaşamasın. Hangi vasıtaları kullanır otobüs, minibüs buna göre bir fikrimiz olsun. “Ayfer hanım siz şimdi nerede oturuyorsunuz” dedikçe (eski ne yazık ki eski)” … tren istasyonunun orada” dedi. “Sağında solunda ne var” dedikçe” …. tren istasyonu” dedi. Biz eşimle “he anladım şurası, yok yok hani şurdan dönünce” diye yorumlar yaptıkça sustu ve sadece “yok … tren istasyonu” dedi ve gitti. Nerede oturuyor hakikaten muamma.

En özür mülakat Nazan hanımın. İlk konuştuğum kişilerden biriymiş. Evet sonra bende hatırladım. Ücret konusunda uyuşamayacağımızı anlayınca görüşmeye çağırmamışım. Ama Nazan hanım benim müsait zamanımı beklemiş sonra kendi aramaya karar vermiş. İyi ki de öyle yapmış. Şuan prensipte anlaştık, adaylıkta ikinciliğe terfi etti.

Mülakat işi çok zormuş, evimize ailemizin üyesi kabul edeceğimiz birini seçmek, onun da bizi seçmesi, en önemlisi Çağan’ın kabul edeceği birini bulmak çok zormuş. İnşallah herşey yolunda gider.