Sessiz sedasız

Çağan doğduğunda bir takvim yapmaya başladım diye bahsetmişimdir. İlkler takvimi. Çağan bugün bunu başardı, aman evladım nelerde yapıyor takvimi.

İlk günlerde bu takvime bir şeyler yazmak çok kolaydı ama artık neyi tam olarak ne zaman yaptı bilemiyorum. En basiti ilk gülüşü. O kadar ilginç gelmişti ki diyorum ya o ses kulağımdan gitmiyor. İlk agu demeside harikaydı. Ama artık yavaş yavaş bababaaabba dediği için tam olarak baba diyor mu emin değilim. Babaaa geldiğinde kapı zilinin çalmasıyla “baba” demesi tesadüften ibaret mi bilemiyorum.

Ama şunu biliyorum ki dün gece uykudan uyanıp babaaa’nın kucaklaması ile daha da şiddetli ağladı. Beni görünce ise gerçekten “anne” dedi. Tam “anne” değil “annnii” dedi. Ben bunu duyunca resmen eridim bittim. Çağan’ı almayı bırakmışım “duydunmuuu bana annii dedi” diye babaaa’ya bakıyorum. O kadar duygu yüklü mutlu olduğum bir andı ki unutamıyorum. Sabah dikkat ettim yine söyleyecek mi acaba diye. Diyo gerçekten diyo. Peşimden gelmeye çalıştı ve “anni” dedi.

Çocuklu hayat gün geçtikçe daha mı keyifli oluyor ne? Biliyorum kızacaksınız. Geçmişi hatırlayıp uyurken uyansın, uyumuyorken uyusun diye dua ettiğini de biliyoruz diceksiniz ama ben Çağan konuşsun istiyorum. Konuşsun, soru sorsun. Cevap vereyim bi daha sorsun. Yok bu olmadı konuşsun yeter. Birazcık sussun diye de dua edermiyim bilmiyorum ama sanki çok eğlenceli olacak gibi. Size de öyle gelmiyor mu?