Bakıcıyla son gün

Evet hızlı başladık hızlı bitirdik. Yani ben sezinliyordum biraz “mutsuz” demeyeyim de “memnuniyetsiz” bir hali vardı. Ama ne zaman sorsam “yok diyordu bir problem yok”. “İyi o zaman ne güzel” diyordum. Öyle ya belki de mizacı böyleydi.

Yok yokk hislerim beni yanıltmaz. Perşembe günü akşam üzeri ben mutfakta akşam yemeği için hazırlık yapıyordum. Misafirimiz gelecekti. Bu arada hakikaten ben ne kadar becerksizim yahu. Yapacağım iki çeşit yemekti, onların bile tam malzemelerini tedarik edememişim. Harıl harıl maydonoz yoksa biraz dereotu katayım, sarımsak bitmiş komşudan alayım derken, Çağan öğleden sonra uykusuna yatmamak için direndi direndi kazandı. Hanım kızımız kucağında Çağan’la “anne ne yapıyormuş mutfakta” diyerek gelince, benim evde yokmuşum gibi davranmam hayal oldu. Çağan kucağıma atılınca “ben uyutayım” dedim. Nitekim Çağan yelkenleri suya indirip direnmekten vazgeçti.

Mutfağa geri döndüğümde beni bir sürpriz bekliyordu. Tabii ki darma dağın bir mutfak ve ne diyeceğini bilemeyen bakıcımız. Sadece “işi bırakıyorum, yapamayacağım” dedi. O sırada önümdeki soğanları doğramam gerekiyordu, doğrusu gözlerim doldu. Birden rahatlamış hissettim kendimi. Oh be dedim. Teşekkür ettim kendisine. Akşamı beklemesine gerek olmadığını söyledim. Artık resmen istifa etmişti ne de olsa.

Birlikte geçirdiğimiz bu surede aslında ne kadar endişeli, stres dolu, gergin, sorularla boğuşan, böyle patlamaya hazır balon gibi beklediğimi farkettim. İyi oldu hakikaten. Benim diyemediğimi dedi bana. Meğer ben ona “farklı düşündüğün bir konu var mı, yapmak istemediğin veya şu şekilde yapayım diyeceğin bir şey var mı?” diye sorduğumda aslında “sen yapamayacaksın galiba” demek istiyormuşum.

Şimdi başa döndük. Sıfırlandık. Vay be şimdi eşitlendik. Görüşmelerde “önceki işinizden neden ayrıldınız” diye sorardım. Şimdi bana “önceki bakıcı neden bıraktı” diyebilecekler. ? Ne dicem peki. Aaa insanın aklına neler gelir dimi. Çocuk yaramaz mı? Aile sevimsiz mi? Çok mu iş buyuruyorlar? Yapamadı demek inandırıcı gelmez mi?