Dede ile torun

_DSC1180Dün akşamüstü bir haber aldım. Babamın bir kaç senedir varlığını bildiğimiz, ama zararı yok sandığımız fıtığı patlama aşamasına gelmiş.

Babam daha önceki ağrılar gibi geçeceğini düşünmüş. İşin daha da vahimi babam tüm bu ağrılar yaşanirken yalnız ve kimseye haber vermemiş. Neyseki arkadaşı hatırını sormak için arıyor ve ona ağrısından bahsediyor. Apar topar hastaneye geliniyor. Elbette hastalanmak için ne şahane bir gün değil mi ? 1 Mayıs olması sebebiyle resmi kurumlar tatil, uzman doktor bulunmuyor. Özel hastanelere bu gibi durumlarda pek güvenemiyoruz. Etrafımda çok kez apandisiti alınacakken aslında başka bir problem çıktığını çok duymuştum. Biz hastaneye ulaşamadan babamı ameliyata almışlardı. Çekirdek ailemizden sadece ben ve ablam vardık. Hastalıklar tesadüfleri sever herhalde. Annem anneanneme bakmak için yanına gitmişti. Kız kardeşim seyahatte. Büyük ablam ise yıllık izinde şehirdışında idi.

Ameliyat sürerken beklemek çok zordu. Benim için babam daima mavi önlüğü, kulağının arkasındaki kurşun kalemiyle (ne iş yaptığını tahmin ettiğiniz değil mi? ), dudağındaki çivileri tek tek önündeki tahtaya çakan marangoz Mehmet’ti. Akşamları geldiğinde sırtını çiğnediğimiz yorgun adam, her Perşembe pazardan kuş lokumu ve seviyoruz diye kabuklu fıstık alan güzel insan.

Bugüne kadar babamı çok şükür ki grip olup yatması haricinde hasta görmemiştim. Ama o beni hastayken çok görmüştü. İlkokul döneminde ortakulak iltihabına yakalanmıştım. Biraz ciddi bir enfeksiyondu. Süresi uzadığı için kulak zarının çevresinde kabuklaşmıştı. Doktor o iltihabı çengel bir çubukla alacaktı. Ben masada yatıyordum. Babam kıpırdamamam için beni ellerimden tutuyordu. Deli gibi korkuyordum. Babamın elini nasıl sıktıysam ve avazım çıktığı kadar nasıl bağırdıysam artık işlem bittiğinde benim boğazım ağrıyordu, babamınsa eli cırmık izleri ile doluydu. Resmen tırnaklarımı babamın eline geçirmiştim. O ise beni masadan indirirken “bak bitti korktuğun gibi olmadı”diyordu. Ben ise onun eline bakıyordum.

Ameliyat bitipte odanın kapısı açıldığında “ohh” dedim. ” Nerde kaldın baba?”. Babaysan hastalandığında da rahat yok kızın bekler. “Geldin mi” diyebildi bana zorla yutkunarak, ameliyat sırasında boğazına soktukları hortum tahriş etmişti.  Ablamla ellerini tuttuk. Üşümüş. “İyiyim ben bişeyim yok” diyor her baba gibi. İnsan anne/baba olunca daha bir anlıyor ne demek istediğini. Babam benim. Şimdi sen 3 gün sıvı perhizi yapıcaksın ya tavuk suyu çorban hazır. Yani sadece suyu. Hadi yine iyisin kumanda da senin, yeşilçam filmlerini çok özlemişim zaten. Baba şu dolabın kapakları düştü hazır gelmişken diyorum…