Çorap-kabı

_DSC6781İlk ayakkabı. Nasıl heveslendim, nasıl büyük bir heyecanla hemen giydirdim anlatamam. Benim çok hoşuma gitti o ayaklarda mavi beyaz ayakkabıyı görmek.

Çağan artık yürümeye başladı. Düne kadar “elini ver parmağını tutup şu topa vuracağım” diye elimizi bırakmayan velet bugün “elimi tutma ben kendim gidebilirim” diyor. Dedi duymasak ta el-kol mızırdanma ile de söylese, dedi. Ensesinden tutmama dahi izin vermiyor. Bugüne kadar bir çorap, bir çorapkabı (hani şu altı deri üstü havlu çorap patikler) diyerek hiç ayakkabı giydirmemiştik. Doktorunun ve fizyoterapist komşumuzun da tavsiyesi bu yöndeydi. Çocuklarda ayak taban kavisi 3 yaşa kadar gelişmekte imiş ve eğer bilinen bir hasar yoksa (içe basma gibi) ayakkabının ortopedik olması da gerekmiyormuş. Tabii ki bebeğin ayağını rahat kavrayacak özellikte, içinin deri olması ve tabanının önden kırılacak şekilde yumuşak olması önemliydi. Ayrıca bebeklerin ayaklarının çok terlemesi nedeniyle yaklaşan yaz aylarında fazla kapalı olmayan bir ayakkabı giydirilmesi öneriliyor. Bizde bu tarife uyacak ayakkabı aradık.
Modellere baktıkça fiyatları görmemezlikten gelmeye çalıştım. O minik ayakkabılara biçilen değer hakikaten anca master cardla alınabilir. Katacağı mutluluk ise tabii ki paha biçilemez. Ayakkabı inceledikce ve giydirmeye çalıştıkça bağcıklı modelleri hangi akla hizmet yapmışlar bilemedim. Cırtlı modeller de bile ben birini giydirene kadar Çağan’ın öteki tekini çıkarmasına ramak kalıyor. O bükülen parmaklar ayakkabıya girmez, girmez. Birbirine vurulan topuklar ayakkabıyı tutmaz. Ama aradım, taradım, sonunda resimde gördüğünüz Elefanten’in bu şirin sandaletlerinde karar kıldım. Korkarım ki bu gidişle gerçek bir “Alman Malı” hayranı olacağım. Aradığım çoğu bebek ürününde Alman’ların parmağı var. Ben gözlerimi ayakkabılardan alamazken, Çağan’da yürürken eğilip eğilip bakıyor. Önce evde test ettik sonra kırlarda. Sınavı geçmiştir tavsiye olunur.