Hata yapmış çocuk psikolojisi

_DSC6226Hani küçükken konulmuş yasaklar vardır. Eğer çiğnemişsek yalan olduğu herhalinden belli saçma sapan hikayeler uydururuz ama cilayı “vallahi yapmadım” diyerek atarız.

Neler yasaktı hatırlıyor musunuz? Ben şimdi düşündüm de hiç hatırlayamadım ayol. Çok saçma ama çocukken çok mazeret aradığımı hatırlıyorum. Hatırladım aslında bizim “kurallarımız vardı”.  Yani bir şeyi yaptırmak istemenin olumlu gücüydü bu kurallar (canım annem ya çocuk psikolojisinden kesinlikle çok iyi anlar). Mesela dışarda oynadıysak eve yürüyerek girilmezdi. Yooo ciddiyim. Kapıdan girmeden ayaklarımızın altını gösterirdik temizse geç, kirliyse dört ayak üstünde doğru banyoya ayak yıkamaya.

Bende bir süredir işte böyle yasak değil de kurallar koyuyorum. Bunların içinde saksıların toprağını dökmemek, anten kablosunu duvardan sökmemek, deterjanların olduğu dolap kapağının açılmaması, banyo çöpünün karıştırılmaması var. Farkındasınız değil mi kuralların çoğu bu meraklı bıdıklar için 40 sıcak bölge, 9 heyecanlı nokta, büyümeden önce yapılması gereken 99999 yaramazlık arasındadır. Yani istediğin kadar kural koy, hayır de, çocuğu tam iş üzerinde yakala al ordan başka yere götür ama o soluğu yine orada alsın falan yani. Birde yemek yerken koyduğumuz kuralımız var; “yemek tabağı önümüzde kalacak”. Mümkünse yere atma diyoruz. Bu akşam yemekte Çağan çorbasını büyük yemek kaşığıyla sanki çok güzel kullanıyormuş gibi tabağa daldırıp daldırıp, ağzına götürene kadar da ne var ne yok dökerek yedi. Bende tüm bunlar olup biterken kaşığı tutup ağzına götürmesi için kendisine yardım ettim. Bizim yerden bitme çorbanın sonunda tabağı yere atmasın mı? Ben giden tabağın ardından bakakalmışken babaaa daha soğukkanlı davranıp Çağan’a ilk azarını çekti. Aman işte klasik büyük azarı “vay efendim neden tabağı yere atıyormuş, yemeğin bittiyse kalk sofradan da, bu evde yemek tabakları yere atılmaz da” dedi dedi ben gözümü tabaktan alıp Çağan’a bakmamla ona sırtımı dönüp gülmemek için dudaklarımı ısırmam bir oldu. Bizim tıfıl pek bi alındı ya azarlanmaya. Gözleri dolu dolu, bükmüş dudaklarını, bir eğilip giden tabağa bakıyor, bir babaaa’ya. Benim gülme krizini bastırıp babaaa’yı onaylamamla bizimkinin kolunun üstüne kapaklanıp ağlamaya başlaması bir oldu. Yaa ama çok tatlıydı o halde varya nasıl gülerek sarılasım geldi ona ama tuttum kendimi. Sonra masadan aldık onu öptük, Çağan bir daha yapmayacağına söz verdi (ben duymadım ama babaaa öyle diyo yapmayacakmış).

Bu kapaklanıp ağlama yeni çıkmadı aslında bebekliğinde de dudaklarını büküp ağladığı olmuştu. Bakınız foto. İleride de böyle düşünür müyüm bilmiyorum ama şimdilik bu hali çok sevimli geliyor. İnşallah kurallar konusunda istikrarlı çıkabiliriz. Yoksa bu çocuk bir dudak bükmeyle bizi parmağında oynatabilir. Haydi şimdi herkes yataklara (yok yok kaptım ben bu kuralcı anne rolünü, hiç fena değilim).