Bir annenin gezi notları : Mısır Tarlası

_DSC1271Bir gezinin en can alıcı noktası valiz hazırlamaktır. Valiziniz taşınabilir boyutlarda, fermuarı açılabilir şekilde ve ne koyarsan koy kapanacak türden olmalı. Çocuksuz hayattaki gezilerimde herkes gibi bazen bir sırt çantası yeterken şimdi büyük sayılabilecek valiz taşıyorum. Kıyafetten öte bez taşımak için. Bir kere yanına günde kaç kereden, kaç günlük bez alacağının hesabını çok ince yapman gerekiyor. Son bir tane bez ihtiyacı için maksi-mega-devasa boyutlarda ki paketlerden alıp geri dönüşe ekstra yük getirmenin anlamı yok. Kıyafet için ise her güne bir tişört mottosuyla yola çıkıp iki şort 5 tişörtle tatili geçirebilirsin ama çocuğa çift çift kıyafet koyarken kendine de en azından bir yedek koymayı unutma mesela.

İkincisi ise gezi planı. Ya her şey planlanacak tüm yol güzergahı, gezilecek yerler, konaklama. Ya da plansız kafa nereye sen oraya olacak. Biz Çağan’a ve havanın durumuna göre karar veririz deyip plansız bir tatil seçtik.

Bu bayram tatilinde uzaktaki babaanneye gitmeye karar verdik. Ama malum havalar yağışlı, bayram tatili de uzuncaydı. Üstüne birde bakıcımız iki günlük uzatma isteyince mecbur bizde uzatacaktık. İnanmayacaksınız valizi yola çıkacağımız sabah hazırladım. Haahaayyt kendime dizi dizi beyaz tişört koymuşum. Çağan kumla, toprakla oynayıp bana sarıldıkça tişörtler battı. Neyseki tatildeyiz deyip gülüp geçtik.

Batı Marmara’dan başlayan tatilimiz doğuda bitti sevgili okuyucu. Biraz deniz-kum-güneş, biraz gezintili bir tatil istiyorduk. Tam yerine gitmişiz. Cam gibi sularda yüzdük. Zeytin ağaçlarının, üzüm bağlarının, mısır tarlalarının arasında yürüdük. Temiz havayı içimize çektik. Ruhumuzu temizledik. Zihnimizi dinlendirirken, bedenimizi yorduk. Yorduk evet. Deli miyiz biz ayol niye evimizde oturmadık da böyle hırpalandık. Sanki bu çocuk kol çantası. Koluna takınca salına salına gezeceksin. Bu çocuk kurulu saat. Sabahın kör seher vakti uyanıyor. İlk defa konaklayacağımız yerin seçiminde kriterlerim oldu. Odalar birbirine uzak olmalı! Her yanı butik otel sarmış. Butik otel demek huzur, sessizlik ve küçük, şirin odalar demek. Olmaz bize uymaz. Vav vav vavv diye etrafta koşuşan çocukla butik otelin altını üstüne getirip insanları rahatsız etmenin manası yok dedik. Çoğunlukla bungalov veya tek katlı sıra odalı otelleri tercih ettik. Elbetteki ortak özellikleri bahçeli olmaları.

İlk konaklayacağımız otele vardığımızda Çağan uyuyordu. Sabah uyandığında bu yabancı ve her yanı hazine kaplı yeri arşınlamaya başladı. Bizde sırayla kahvaltı edelim dedik ama otel sahibi öyle nazikti ki “siz keyfinize bakın ben bu küçük adama bahçeyi gezdireyim” dedi. Ben başıma geleceği bildiğim için hızlı hızlı yemeğe koyuldum. Bir yandan da Çağan’ı izliyordum. Roxy’le oynamaya başladılar ama Roxy çocukların onu hırpaladığını bilecek kadar akıllı bir teriyer. Hiç yüz göz olmuyor Çağan’la. Çağan’da zaten bahçedeki ağaçlar, çiçek dibindeki karıncalar, hop kelebek mi geçti diye dolanmaya başladı. Bir süre sonra otel sahibi Çağan’ı önüne alıp, kollarını da yanlardan tutarak bize getirdi. “Yağ gibi bu çocuk hiç durmuyor. Siz bunu sakın tek kolundan tutmayın böyle iki kolundan tutun, kolu döner” tavsiyesiyle önümüze kakışlayıp gitti. Otel sahibi bir çocuğun çocuk gibi hareket ettiğinin bilincindeydi. Tıpkı feribottaki teyze gibi.

Feribotta çocuklu diğer ailelere bakınca kendimi sorgulamıştım. Neden o anne giydiği sırt dekolteli şifon elbisesiyle kucağına aldığı (Çağan’la hemen hemen yaşıt olduğu belli) kızıyla az önce ayrıldığı iskeleyi izleyebiliyorken ben en rahat şortum ve tişörtümle Çağan bir yere çarpmasın, düşmesin diye arkasından dolanıp duruyordum? Sonra o teyze dedi ki “işiniz var bu çocukla çok koşturucak daha sizi”. Bunu duyunca içim rahatladı. Oh be dedim babaaa’ya. Yani sorun bende değil çocuğumuz hareketli, meraklı.
Bu geziden de bir kez daha memleketimizin her köşe cennet nidalarıyla ayrıldım. Hala babaaa’ya o deniz neydi öyle diyorum. Ya izlediğimiz o gün batımlarına ne demeli. İyi ki gitmişiz yahu yine olsa yine giderim. Neyse döndük artık değil mi? Herkese merhaba…