İpler kimin elinde

Kim kimin ustası kim çırak, kim anne olmuş kim evlat bir karıştık ki sormayın.
Çağan’ı ekrandan mümkün olduğunca uzak tutmaya çalışıyorum. Televizyonda gerçekten başarılıyım da ama malum telefon o kadar kolay olmuyor. Işıklı ekran çok cezbedici olabiliyor. Her ne kadar fotoğraf makinesi kullansam da çoğu kez cep telefonu ile fotoğraf çektiğimde Çağan kendini izlemeye bayılıyor. Babaaa ile Çağan’ın bir videosunu çekmiştim cep telefonuyla. Sabahları uyanır uyanmaz cep telefonunu bana getirip videoyu açmamı istiyor. Aslında bu kadarını çok da masum bulduğumdan açıyorum. Video bittiğinde Çağan ekranın diğer kısımlarıyla ilgileniyor bir süre ona da müsaade ediyorum. Gerçek hayattan da o kadar koparamayız sonuçta. Eee peki noldu şimdi başarılı mıyım yani yoksa yönetiliyor muyum emin değilim. Sanki istediğini yapmam için kıvama getiriliyorum.

Yemek konusunda hiçte evhamlı biri değilim. Yerse yer yemezse kalır. Aç kalacak bir lokma yesin diye kaşık elde arkasında gezinmiyorum. Eskiden yemediğinde “o kadar özenmişim bari tadına baksaydın” diye üzülürdüm ama artık o da geçti. “Benim canım yok mu ben yerim” diyorum. Ama olay bu değil.  _DSC1921Çağan yemek sırasında diyelim ki doydu artık yemek istemiyor veya canının istemediği bir yemek eliyle tutup bir bir yere atıyor. İşte ne yapacağımı şaşırdığım bir konu daha. Bir taraftan “dikkat çekmeye çalışıyor benim tepkimi ölçüyor” diyorum. Çözüm; tepki vermemek gibi görülüyor. Peki “artık hayır kelimesini çok iyi bildiğinden çocuğunuza hayır demelisiniz” tavsiyesini ne yapacaktım? Hayır deyip bir daha yapmamaya ikna mı edeceğim, görmemezlikten gelip vazgeçmesini mi bekleyeceğim? Şimdi ne yapılması gerektiğine ben yön veriyorum yani öyle mi?

Bir çocuğun başka ne derdi olur; elbette uyku. Gece uykusunda şanslı sayılırız. Sık sık uyansa da akşam olunca “uykum var” diye sızlanıp uyumak isteyen bir çocuğum var. Sabah erken kalktığından, gün içinde en fazla 1,5 saat uyuduğundan tabii birde tüm gün oturmadan koşturduğundan akşama pestili çıkıyor.  Uyutup yatağına yatırıyorum ilk 1 – 2 saat soluksuz uyuyor bir saatten sonra ise asla yatağına bırakamıyorum. Yatağında değilse nerde tabii ki benim yanımda. Babaaa’yla aramızda. Başı benim yastığımda ayakları babaaa’nın. Çok daha küçükken bile yanımızda uyumamıştı. Şimdi başka yerde yatmaz oldu. Yatalım mı dediğimde bizim yatağa gidip benim yastığımı işaret eder oldu. Nerde kaldı ilk başta ki prensip sahibi bebeği pışpışlayıp karyolasına bırakan, memede dahi uyutmayan ben şimdi ne oldu da  çocuğun daha dudakları bükülmeden karyolasından alıyorsun?

Kimbilir daha nelere ben karar veriyorum derken Çağan ne isterse yapıyorumdur. Ahh oksitosin herşeyin sebebi sen misin? Oksitosin hormonu “emzirme dönemlerinde sütün gelmesini sağlayarak anne ve bebeğin birbirine bağlanmasını sağlamakta” imiş. Çağan süt emmeye devam ediyor (sanıyorum ki son turlardayız). Elbette emzirmeden de anne ve bebek birbirine bağlıdır ben sadece kendimi aklamaya suçlu arıyorum. Hepimiz masumuz anneler. Hiçbirimiz yaptıklarımızın sorumlusu değiliz. Çocuk öyle bir şey ki maymuna çevirdi beni bak şimdi de gel yanıma otur diyor. Legolardan kule yapacakmışız ben şimdi o kuleye dört elle sarılmaz mıyım?