Kasım, Yapraklar ve Yaramazlık

nearaanneoldumÇağan’la biraz park bahçe gezdik eve çıkıyorduk sevgili komşuma denk geldim. “Bizde çay koyduk gel birlikte içelim” dedi. Küçük kızı da “Çağan Çağan” deyince, Çağan’da arkasını bakmadan  gidiverince bende peşlerinden gittim.

Çok bir arada olmasak da ortak payda çocuklar olunca sohbet uzamasa bile sessizlik olmuyor. Çağan’la evin çocuğu oyun oynamaya başlamışlardı. Kızı Çağan’dan bir yaş büyüktür. Önce koşturmaca, kahkaha efektleriyle fırıl fırıl dönmece oynadılar. Sonra Çağan biraz uzak bir mesafeden koştu koştu koştu çocuğu koltuğa itti (ohh neyse ki yere düşmediler) karnını sıkıyor mu, mıncıklıyor mu yoksa gıdıklama mı uzaktan seçemiyorum ama herkes benim gibi tetikte. Galiba bir şey yapmalıyım diye düşünmeye başladım. Neden? “Neden bir şey yapmalıyım” diye düşündüm o zaman? Huyumdur. Günün bir anında o süreye kadar ki yaşadığımın muhakemesini yaparım (bunu da neden yaparım bilmiyorum oda ayrı bir soru başlığı bence). Sırayla neler olduğunu hatırlattım kendime. Çağan koştu, duran çocuğa çarpmak suretiyle yıktı, koltuğa dayandılar, Çağan çocuğun beline sarılmış mı, bastırıyor mu, saçını çekmesin, eyvah yoksa yüzünü mü cırmalayacak diye geçiyor aklımdan. O sırada çevredekilerden gülüşme sesleri geliyor, sonra biri diğer çocuğun saçını okşayarak “cici cici” demeye başlıyor. İşte buldum. Beni iten gizli güç.

Biz yetişkinler için aslında çok basit, hiçbir anlam içermeyen tamamen geleneksel içgüdüler nedeniyle yapılan bu davranışın; hayatı yeni tanımaya başlamış, mantığı, yargıları, sosyal becerileri gelişmemiş, ikili diyaloglar kurmayı deneyen küçük bir çocuğun gözünde ne anlama geleceğini düşündüm. Çağan karnını doyurma, uyuma, güvenme ve bunlar kadar önemli olan öğrenme ihtiyaçlarını karşılanmasında bağımlı olduğu kişiyi annesi, o yokken babası olduğunu biliyor (çünkü ona biz büyütüyoruz.). Peki bu yabancı ona ne diyordu? Dediğini yapmalı mı? Etrafındaki herkes bir şekilde onu yönlendirebilir mi?

Başka bir örnek üzerinden gidecek olursam. Ben çok korumacı biri değilim. Ciddi bir zarar görmeyeceğini düşündüğüm yerlerde Çağan’ı serbest bırakırım. Kaydırağın merdivenlerini kendisinin çıkmasını sağlarım mesela. Bilirim ki bu esnada bir yerlere dokunacak, belki tozlu olacak ama ona steril bir dünya sunamam. Oyun oynamanın daha steril bir hali yok. O merdiven ellenecek, yere düşünce yerler öpülecek. Çağan’ın çöpleri veya görünür bir tehlikeyi ellemesine de müsaade etmediğim halde dahası Çağan bunu çok iyi bilirken, teyzenin biri Çağan’ın yerden aldığı kuru yaprak için “elleme, alma onu egg o pis pis at elinden” gibilerinden bir şeyler dedi. Çağan kendisine seslenen bu yabancıya bakakaldı. Ne diyordu? Yapma. Böyle anlarda Çağan’ın göz ucuyla bana baktığını görüyorum. Benden onay veya ona ne yapmasını söylememi beklediğini düşünüyorum.

Ben önce Çağan’a müdahale eden kişiye bizimle ilgili bir kaç şey söylerim, “Teyzeciğim şimdi ellemezse haftaya bütün yapraklar uçup gidecek. Bir daha bulamayacak bu yaprakları. Hep dalda gördü zaten yaprakları bırakalım da tanısın” Sonra da Çağan’ın benden beklediği cevabı; “hadi Çağan yaprak yağmuru yapıyoruz”