Geleceğe Mektup

Sevgili Dilek sana bu satırları biraz bugününü hatırlaman için yazıyorum. İleride günlük koşturmaların, ev ödevlerinin, ergenlik problemlerinin, komşu Nalan’ın yaptığı kek ne güzel olmuştu ben niye yapamıyorumların arasında boğuşurken bugünü hatırla diye. Hep diyorsun ya nearaanneoldum diye, işte tüm bun_DSC7920lar olurken Dilek.

Bir kere çok klişesin be Dilek. Sürekli ne çabuk geçti zaman deyip duruyorsun. Bu çocuğun tüy gibi hafif olduğu günleri de biliyorsun aslında ama sana hep bu cüssedeymiş gibi geliyor. Eminim seneler sonrada böyle diyeceksin. Çağan büyüyor ve artık daha sık şaşırır oldun. Bu ay Çağan bugün tam 17 ay 18 günlük. Geçen ay dikkatini hiçbir şeyin çekmemesinden şikayetçiydin. Koşuyor, koşuyor, çarpıyor, kendini yere atıyor, iki saniye durup çekmeceyi karıştırıp tak kapatıp tekrar koşuyor, durmuyor diyordun. Bu ay bir şey oldu. Hadi araba yapalım diye oturduğun legoların başında seni öylece bırakıp gidiyordu ya bir şey oldu. Artık bir hevesle kutuyu kendisi döküp parçaları birleştirmeye başladı. Başlarda birlikte yapıyordunuz ama artık kendi tercihlerini oluşturmaya başladı. Mesela “legonun önüne bunu koyalım dozer olsun” dediğimde “hayır” diyor. Tren olacakmış mesela.  Bisikletini her yere götürmek istiyor. Kitapların resimlerine her gün başka hikayeler uyduruyorsunuz. Anlatma sırası Çağan’a geldiğinde bla bla bla bir şeyler söylüyor. Bayılıyorsun onun anlatımlarına. Bir “burda” demesi var sırf bir daha desin diye “ayakların nerede” sorusunu kırk kere soruyorsun. Artık daha hızlı kelime öğrenir oldu. Geçen gün bezini bağlarken durmadığı için senin ağzından peşpeşe “dur dur dur dur” çıktı hatırlıyor musun? Çağan hemen öğrendi taklidini yaptı “dur dur” diye. Birde artık istediği bir şeyi açıkça belli ediyor. Elini tutup seni istediği yere götürmesine bayılıyorsun. Bu aralar en iyi arkadaşı kuzeni Ada. “Çağan parka gidelim mi” sorusunun cevabı “Ada”. “Çağan uyuyalım mı” sorusunun cevabı Ada. Yumurtanın kırmızısını, peyniri yemiyor. İnek sütü içmiyor. Ayrana bayılıyor. Uykusu gelince ısırabiliyor ve evet saç çekiyor.

Sıra geldi sana Dilek. Eskisi gibi diyeceğim ama birden fazla eski var. Çocuksuz eski Dilek, çocuklu eski Dilek ve çocuklu yeni Dilek. Çocuklu eski Dileğe göre kilo aldın. Bunun sebebini yemek yemeğe bağlıyorsun nede olsa eskiden fırsat bulamazdın. Çocuklu eski zamanda Çağan’la oynamak için bol bol vaktin vardı. Oysa çalışmaya başladığın bu 6 aylık sürede o kadar kısıtlı zamanın var ki bu süreyi koklaşıp gülüşmek için mi, hayatı öğretmek için mi yoksa kitaplar da yazan kaliteli zaman, çocuğun bilişsel ve ruhsal gelişimi için önemli aktiviteler için mi harcayacağını şaşırıyorsun. Kitaplar, uzmanlar hatta öteki anneler bile profesyonel annelikten bahsediyorlar. Tüm o yemeği organik olmalı bunları mı yediriyorsun, aktivite yapman lazım bunlarla mı oynuyorsun, neyse gerisini sayamayacağım çünkü çok darlanıyorsun. Sürekli bir kendini yetersiz hissettirme çabaları diye düşünüyorsun. Belki nohutları maşayla kaptan kaba boşaltma oyunu oynamıyorsun ama kendi eğlence dünyan, el becerin ve öğrenme isteğinle Çağan’a oyunlar yaratabiliyorsun. Mesela geçen gün gittiğiniz Çamlık’ta Çağan’a topladığı kozalakları bir poşete doldurtarak etrafındaki cisimlerde seçici olması, aradığı nesneyi görmesini sağlamayı, ön-arka kavramlarını öğretmeyi hedefledin. Sevinerek söylemeliyim ki başardında. Çağan yerde gördüğü yaprak, dal, çöp, kozalak çeşitleri arasında kozalakları ayırdı, onlar arasında büyük-küçük, sağlam-çürük kavramlarını öğrendi ve bir poşet kozalak topladı.  Yolda gördüğün gençlere bakıp “Çağan’da böyle mi olacak acaba” diye merak ediyorsun. Bazen keşke diyorsun, bazen katiyyen diyorsun.

Şimdi geleceğe seslenmek istiyorum. Hep diyorlardı ya “çocuk büyütürken çekilen acılar çabuk unutuluyor” diye. Çok haklılar Dilek. Bak sen bile unuttun ilk sene çektiğin sıkıntıları. Bugünleri de unutma diye yazıyorum. Çok güzel günler geçiriyorsun (böyle düşününce hemen aklına zor yemek yiyor, önlük taktırmıyor, bezini değiştirmem için sakin durmuyor falan falan geliyor ama olsun diyorsun), bir gülünce, bir sarılınca eriyip bitiyorsun. Mektubuma son verirken herkese selam eder, büyüklerin ellerinden, küçüklerin gözlerinden öperim…

Dilek Kasım, 2015