Kesiyorum, kesssttiii     

 

 

Çağan 18 ayını doldurdu ve bence artık özgür! Karar vermek mühim mesele. Kesmeli miyim? Bugün mü?

Anne-baba olmak kesinlikle önceden anlaşılamayan hissedilemeyen ve öğrenilemeyen bir şey. Ne de olsa annemiz hep bize sende anne olduğunda anlarsın dememiş miydi? Doğumdan sonra Çağan’la ilk buluşmamız gerçekten çok romantikti. Şaşkınlıktan kolumu bile kıpırdatmadığımı bugün videolarda görüyorum. Gönül hemşire Çağan’ın burnunu yanağıma dokundurduğunda nasıl bir yaygara koptuğunu ise dün gibi hatırlıyorum. Çağan ağlıyor, ben durmadan konuşuyorum. Sonra ki ilk iş ise emzirmek!

Emzirmek dünyanın en doğal, en basit işi. Basit çünkü azıcık kıvrılsa avucumda uyuyabilecek bir yavruyu başka ne ile besleyebileceğimi bilemezdim. Aynı zamanda emzirmek en çok merak edilen konu çünkü ben dahil kimsenin yüreği bir bebeğin aç olmasına dayanmaz o yüzden ilk sorulan soru emiyor mu olur. Emdiğini öğrenince ise sessizce şükrederiz. Zaman geçer o kişiden yine bir soru duyarsınız hala emiyor mu?

Biri görüyor mu acaba diye etrafıma bakarak ve duymasınlar diye kısık sesle söylüyorum “evet”. Bundan ne utandığım için ne de gurur duyduğum için böyle diyorum. Çok şükür ki ben bebeğimi anne sütü ile besleyebildim bu beni muhteşem anne yapmadığı gibi sütümün olmaması beni eksik anne yapmayacaktı. Bu bana verilmiş bir nimetti ve değerini çok iyi biliyorum. Emzirme süresi aslında bebek ile anne arasında karar verilen süre. Bebek kabul ettiği ve annenin istekli olduğu sürece emzirilmesinde hiçbir sakınca yok. Elbette sonsuz bir süreden bahsetmiyorum. Dünya Sağlık Örgütü bebeğin 2 sene emzirilmesini öneriyor. Bu süre Kuran’da da aynıdır. Ben 18 ay boyunca emzirerek artık süremi tamamladığımı düşünür oldum. Bir süredir nasıl bırakmalıyım diye etrafımdaki annelerden tavsiyeler aldım, uzmanları dinledim, kendimi gözlemledim ve bir yol çizdim. Çağan akşam eve gelmemi sabırsılıkla bekliyor. Çünkü meme besin olmakla birlikte anne sıcaklığı, güven, sakinleştirici demekti. Bütün gün benden ayrı kaldığı için ilk buluşmamızdaki emmeyi atlayamazdım. Bu yüzden ikinciden başladım yatmadan önceki süreyi kısalttım. Gözlerini kapayacak gibi olduğunda memeden ayırdım. Elbette itiraz etti bağırdı (ağlamadı bağırdı) ama diretmedi. Ellerini ensemde birleştirip saçlarımı avucuna aldı. Benim dudaklarım onun yanağına yapışık uyuduk. Hay allah ne yaptım ben. Onu sakinleştirmek için “hadi sarılıp uyuyalım” deyip durdum. Şimdi daha vahim olan ya sarılmadan uyuyamazsa? Ertesi gün sarılacak başka bir şey buldum; yumuşak oyuncak. Yatağa oyuncakla girdik. Geyiğin de Çağan’ın yastığında uyumasına ikna ettim ama sonuç hüsran. Yine yanaklarını öpe öpe uyudu. Ama daha az mı kızdı ne? 6.akşam olan bu akşam ise uyku öncesi hiç emmeden uyutmaya karar verdim. Ağladı hemde çok ağladı. Döndü, kıvrandı, itiraz etti. Düşündü neden aradı. Dinledi cevabı beğenmedi. Ağlamaktan yorgun düştü ve uyudu.

Şimdi içimdeki anne soruyor “Hani nerde bağlı ebeveynlik”. Nerde bebeğin ihtiyaçlarını önemsemek?  Neden onu çaresizliğe ittin? Eğitim mi bu? Mahrum bırakmak mı? Ceza mı? Neden yaptın? Çağan ağlarken karşısında nasıl durdun?

Kesmeye karar vermekle  keseMEMEk arasında sıkıştım. Ne yapmam gerektiğini bilemiyor gibiyim. Bu böyle mi olmak zorunda?