Isırmak

Yazıya başlamadan önce bir fincan çay ve bir paket bisküvi bitirdim. Zira öncesinde yazacaklarımdan pek memnun kalmayacaktım. Gerçi sonrasında da o kadar bisküvi yediğim ve gereksiz aldığım şeker için pişman oldum ama neyse canım çayı şekersiz içmiştim nede olsa.

Bu haftasonuyla birlikte Çağan’a bir kudurma hali meyletti. Hepimizin çocukken yaşadığı, annemizden “kudurma başına bir iş gelecek” diye telkin aldığı o kendimizi dizginleyemeden gülme, koşma ve diğerlerini de seninle birlikte olmaya zorlama hali. Koşuyor, kendine etrafına bakmadan çarpa çarpa ilerliyor. Eğer onu tutmaya çalışırsak kısıtlandığı için ve kurtulmak için ısırıyor, saç çekiyor. Yeni gördüğü bir şeyde hemen kurabiliyor ama anında sıkılıp cozutuyor. Mesela kırılan elektrikli süpürgenin yerine bir tane alsak mı diye girdiğimiz bir mağazada yere dizilmiş basküller adım tahtası oldular. Hepsini tek tek hizaladı adımladı sonra unutup ürün etiketlerine odaklandı. Hepsini yere indirip ters çevirdi sonra eliyle dağıtıp yerde standları birbirinden ayıran zigzag desenli bant üzerinde yürüdü ama üçüncü köşeyi dönerken o bandın altını merak etti ve sökmeyi denedi. Ben ise her defasında neyi yapması neyi neden yapmaması gerektiğini anlatmaya çalıştım ama bolca “hayır, ama hayır, bir dakika, dur dur dur” ve bilumum uyarı sözcüğünün arasında sözlerim kayboldu gittiler. Bir ara omuzlarından tutup yüzüme baksın istedim. Yüzüne bakarak konuşayım ve benim ne kadar ciddi olduğumu görsün istedim. Ama tutabilmek ne mümkün. Eğilip bükülüp avuçlarımdan fırt diye kayıyor. Tekrar tutmak istediğimde kendini yere atıyor ve yattığı yerden beni izleyerek bir sonraki hamlemi bekliyor.

Tüm bunlar olurken çok daralmıştım. Hatta aklımdan klasik Türk annesi replikleri geçmeye başlamıştı. Fakat şimdi “bütün mesele bu mu” diyecek kıvama geldim. Oh be aslında tüm neden meraklı ve çok hareketli bir çocuğa sahip olmak. Çağan daha 3 aylıkken bile aynı dertten muzdariptim ben. Başını kaldırmaya başladığı anda etrafında olan biteni inceleyen, uyku dahi uyumayan bir çocuktu. Şimdi nasıl olmasını bekliyordum ki? Isırma konusuna gelecek olursak.

Okuduğum kadarıyla küçük çocuklarda ısırma çok sık görülen bir davranış. İki yaşına gelen bir çocuk ne denirse aksini yapmaya çalışır ve kendi isteklerinin derhal yapılmasını ister imiş. Olumsuz davranışlar karşısında çocuğa yaptığının ne olduğunu ve neden yapmaması gerektiğini anlatmamız isteniyor. Burada doğru yolda olduğumu görmek beni sevindirdi. Eğer bu davranışı tehditle karşılıyorsak aksini yapacağından davranışın pekişmesine neden olabilirmiş. Benim kadar etrafımdakilerin tepkileri de önemli olduğu için çevremi de bu konuda olumluya yönlendirmek bana düşüyor.

Sonra da az kaldı dayan demek istiyorum kendime. Yenisi başlayana kadar bu problemle idare et nasıl olsa bunu da atlatacak hatta unutacaksın.

Esen kalın,