Dicem dicem hep kalıyor

Dicem dicem hep geri kalıyor. Boş çalışmasın diye bulaşık makinesinin dolmasını bekler gibi. Biliyorsunuz bulaşık makinesi konusunda hassasım. Bakınız; tık tık. Konu dolsun diye bekliyorum ama dolmuyor. Bende vazgeçtim beklemekten. Mesela dicem ki “it girl” diye bir tabir varmış siz biliyor muydunuz? Hayır bana niye söylemediniz demicem. Ama deseydiniz bende en azından o kuaför koltuğunda dergiyi yüzüme yaklaştırıp “hiii ne yazmışlar” demezdim.

Geçenlerde saçlarımı kestirmeye gitmiştim. Eğer saçımın kesilmesi gerektiğine kanaat getirmezsem  kuaföre de pek gitmiyorum. Bakınız tercih edilmeyen müşteri tipi. Sıranın bana gelmesini beklerken konusu moda gibi, dedikodu gibi olan tam 450 sayfalık dergilerin birinde gördüm o başlığı. O bir “it girl”nearaanneoldum

“Ne iş yaptığının önemi yok giyimi, saçı, makyajı için insanlar tarafından takip edilen” kişiye verilen bir tabirmiş. Yani her daim bakımlı, giydiği moda olan kişi diye düşünebiliriz. Ben genel olarak ferah ve temiz olmayı, süslü pembe görünüme tercih etmişimdir. Bir haftalık görüntüm ise şudur; Pazartesi – Salı klasik giyim, Çarşamba – Perşembe casuala geçiş, Cuma itibariyle tamamen spor. Galiba giyim konusundaki tembelliğim saç, makyaj tarafında da kendini belli ediyor. Zaten ince telli olan ve girdiği şekilden sıyrılmasını çok iyi bilen saçlarımla uğraşmıyorum. İki gün üst üste rimel sürülünce acı biber sürülmüş gibi cayır cayır yanan  gözlerime makyaj yapmıyorum. Şimdi eğer onlar için it girl deniyor ise benim kış ise soğuktan kızarmış, yaz ise güneşten kızarmış yanaklarıma allık süsü vermiş gibi makyajlı olduğumu saymazsak ve 10 sene önceki işyerimden ayrılmadan sadece 3 gün gördüğüm işlerimi devrettiğim kişi sırf üzerimdeki montu 10 senedir giyiyorum diye beni tanıyorsa benim gibiler içinde bir tabir istiyorum.

Bakın çok samimiyim bir nevi itiraf gibi oldu post. Böyle anlatsam pespaye bir görüntü çizeceğim. Ama bütün bunları böyle yapmamın nedenleri var onları da diyeyim. Ben hem açık tenli olmanın hem de zamanı olmamanın avantajı ile kendi kişisel bakımı mı kendim yapıyorum. Çok şükür henüz saçlarımda ki aklar da ancak didiklersen görünecek kadar. Boya derdim de yok kuaför benim için saç kesmeden ibaret. Giyim konusunda çok seçiciyim. Bu moda nereye gidiyor hiç anlamış değilim. Her sezon bir öncekini aratır oldu. Yine de o kadar çeşit ve rengin arasında giyecek bir şey bulamamak bana mahsus bir şey değildir diye düşünüyorum. Birde zamanımı alışveriş için öldürmeme gibi bir yaşam felsefem var ki en ağır basan neden bu.

Birde boya deyince aklıma geldi. Geçenlerde bir kız arkadaşıma “sen saçlarını mı boyattın? Uzadı mı? Ne zamandır görüşmüyoruz da boyattın ve uzadı saçların” dedim. Böyle dedim çünkü görüşmeyeli o kadar da zaman geçmemişti. Cevabı “uzamadı bu ombre” oldu. Dicem o ki ombre diye bişey varmış.