Ne zaman?

Vay be diyorum kendime ne zamandır kesintisiz uyuyorum. Emzirmeyi bırakalı beri Çağan’ı yatırdıktan sonra “ağlıyor mu” diye kulak kabartmıyorum. Geçen haftaya kadar uyanıp su için çocuk bu hafta onu da yapmıyor. Ben yattığımda deliksiz uyuyorum ama yine bir terslik var. Bu defa da Çağan’ın uyku saati 1 saat ileri alındı. Artık 21:30’dan önce uyumuyor ve ben onu yanında yatarak uyuttuğum için çoğu gece uyuyakalıyorum kalkmak imkansız oluyor. Bu gece de babaaa’ya “uyursam kaldır beni işlerim var” dedim. Yine kıyamamış 1,5 saat uyumuşum.  Ne zaman uykum geldi deyip kendi başına uyur acaba?nearaanneoldum_ayak

Bir çocuğa ne zaman gülünür, ne zaman kızılır, ne zaman umursanmaz, ne zaman ciddiyetle izlenir bunun bir formülü olsa keşke ben bu aralar zorlanıyorum. Mesela ben bazı reflekslere gülerim. Diyelim Çağan kendisinden beklemediğim bir cümleyi anladı veya durumu anladı. Gülüyorum. Yanlış değil mi? Ama o an da Çağan gözüme çok sevimli geliyor ve benim içimden kopan “inanmıyorum bizim oğlumuz ne kadar zeki hemen anladı” oluyor tutamıyorum gülesim geliyor. Dolayısıyla beni öyle gören çocuk beni takip ediyor. Güldüğüm zamanı not ediyor biliyorum. Ama bu sadece güldüğüm demi oluyor.

Ben kızmasını beceremiyorum galiba beni hiç dikkate almıyor. Mesela alt tarafı bir tahta alıcaz Çağan’ın karyolasına ek parça. Büyük bir mağaza içinde herşey var. İlk 15 dakika çok güzeldi. Çağan market arabasında oturuyor, etrafla ilgileniyor bir yandan da bizi dinliyordu. Sonra sıkıldı, oturduğu yerde debelenmeye başladı. Sonra debelenme yerini çığlıklara bıraktı. Artık onu o arabada tutmanın imkanı yoktu. Aşağı indirmemle koşturup sağı solu ellemesi bir oldu. O kalabalıkta birine çarpmasın, aman sehpanın köşesi, aman cam bardak bölümü, aman uzun uzun perdeler derken en iyisi yakaladığım gibi kucağımda taşımak sandım. Bu defa kısıtlandığı için ve yere bırakmamı istediği için saçımı çekti, yanaklarımı sıkarak cırmıkladı, kendini geriye sarkıttı ve okkalı bir tokat attı. Elbette bu durumda hiçbir şey yapılmamalı. Kızmadım, sessizce saçımı bırakmasını, tokat attığında yüzüme bakarken ben diğer tarafa bakarak sinirinin geçmesini bekledim. Biraz normale dönünce onu yere bıraktım. Bu defa bizim gitiğimiz yönün tersine gitmek istiyor. Koşmak, kovalamak, herşeye dokunmak istiyor. Elimi tutmak istemediği için yere yatıp tepindi bu çocuk yahu. En son kasadayız babaaa Çağan’ı aldı ben ödemeyi yapıyorum. Bak kafam o kadar karışık ki ben Çağan’ı almış babaaa ödemeyi yapıyor olabilir. Durmuyor bırak beni bırak beni çığlıkları tavanda yankılanıyor. Bu gibi durumlarda her zaman sakin kalmayı, yaptığı şey karşısında anında tepki vermeyi değil de biraz sakinleşince ona durumu ve yapmaması gerektiğini anlatmaya çalışıyorum. Biliyorum henüz  dil becerisi yeterince gelişmediğinden belki de çoğu kez onu anlamıyoruz.  Şiddetli bir şekilde bağımsız olmak istiyor ve onu kısıtlamamıza dayanamıyor.  Bazen dürtülerini kontrol edemediğini farkediyorum aslında bu bile başlı başına agresif olmasına bir sebep.

Dürtülerini kontrol edememe nedir yani. Mesela; bir sabah uyandığında beni elimden tutarak mama mama diye mutfağa götürmüşlüğü var. Vay be demiştim Çağan artık acıktığını söyleyebiliyor. Fakat daha sonra ki bir günde oyun oynarken bir anda ağlamaya, oyunu reddetmeye ve ben ne olduğunu anlamaya çalışana kadar da tepinmeye başlamıştı. Meğer acıkmış ve ben hala ona inatla oyun oynatmaya çalışıyor muşum. O tepinirken ben en son çare hadi o zaman mama yemeye demiştim de yavrum bir anda susup, elimden tutarak beni mutfağa götürmüştü. Ona sık sık acıktın mı, susadın mı diye sormakta bazen çözüm olmuyor. Yaptığı şeyi bırakması için bazen alternatifi görmesi gerekiyor. Bunu da unutmamaya çalışıyorum.

Yine bir kendi kendine çözüme ulaşma, yazı sonunda aydınlanmalardan birini yaşıyorum. Evet Çağan bazen çok coşkulu olabiliyor. Ama bir düşün bakalım niye? Aslında bir düşüncem daha var ama dur şimdi uykum geldi bir sonraki yazı konusu olsun. Rutin…