Sıkı can iyidir

 

nearaanneoldum_montessori

Temmuz 2015

İyidir iyidir. Sıkılsın o canlar amağğnnn desin yine aynı oyuncak, yine aynı pelüş fil, yine aynı top.

Geçen aya kadar Çağan’a sürekli yeni bilgi, yeni oyun, görmediği şeyler, yapmadığı işler sunmaya çabalıyordum. Bu tabi ki tüm gayretimle her zaman devam edecek ancak şeklini değiştirdim. Hepimiz görmüş, okumuşuzdur Montessori etkinliklerini. Montessori oyunları, etkinlikleri (ne demek isterseniz artık) çocuğun etkileşim içinde olduğu, deneyerek öğrendiği dolayısıyla el becerisini ve bilişsel zekasını artıran etkinliklerdir. Ben montessori eğitimleri, öğretisi, çocuğa bakışını kendime yakın buluyorum ve kendim için uygulanabilir görüyorum. Haddim değil elbette ama onayladığım konularda “bence de öyle” diyerek birde pervasızca destek çıkıyorum yahu. Gel gelelim birkaç montessori denemesi yapacak oldum hiçbirinde de başarılı olamadım, Çağan ilgi göstermedi. Oturdum düşündüm neden? Kendimi izledim. Ne gördüm biliyor musunuz; şartlanmış, programlanmış bir anne. Oyun oynamak bu değildi ve elbette Çağan bunu çok iyi görüyordu. Çocuklar büyüklerin kendileri için düzenlediği oyunları istemiyorlar.

Halbuki elinde hiçbir materyali olmayan, günün şartlarına göre ya toprak ya çalı çırpıyla oyun kurabilen Anadolu annelerinin oyunlarından farkı yok montessorinin. En basit haliyle katı gıdaya yeni geçmiş bir bebeğin yemesi için önüne konulan kuru üzüm dahi bir montessori etkinliği taşımakta. Neden? Çünkü üzümleri yiyebilmesi için önce bebeğin o üzümleri parmaklarıyla kavraması, ardından kolunu kaldırıp parmaklarını ağzına götürmesi ve üzümleri çiğnemesi gerekiyor. Burada sırayla;

bebeğin üzümü tutabilmesi ince motor gelişimi

kolunu kaldırması kaba motor gelişimi

kaşığı ağzına götürmesi el-göz koordinasyonu gelişimi ve nihayetinde üzümü yemesi günlük yaşam becerilerini yani özbakım gelişimini desteklemekte.

Düşününce ben ilk günden bu yana yemek yemesi konusunda Çağan’ı özgür bıraktım. Neyi nasıl yemek istiyorsa karışmadım (sulu yemekleri kaşıkla içmesi gerektiğini anlattım çorbayı kaşıkla içmesine rağmen yemekleri eliyle yemeyi tercih eder karışmıyorum). Ben zaten montessori etkinliği uygulamışım Çağan’da uyum göstermiş. “Demek ki doğal olmam gerekiyormuş” dedim ve serbest bıraktım kendimi. Bu sürede şunu da gördüm ki çocuğu oyalamaya çalışmak boşuna (elbette boşuna değil canım lafıgüzaf yapıyorum. En başta dediğim gibi daima yeni bilgiler, merakını uyandırmak gerekiyor kendimizi salmayalım lütfen) çocuğun canının sıkılması gerekiyor. Sıkılsın ki oyun kursun. Sıkılsın ki elindekini değiştirmeyi denesin. Mesela bütün gün evde canı sıkılan Çağan akşam kendi kendine bir oyun kurdu. Sehpanın üzerine koyduğumuz 3 parça deri örtümüz vardı. Bunları yere üçgen oluşturacak şekilde dağıtmış. Dağıtırken şekli özellikle verdiğini düşünmüyorum tabii ki tamamen tesadüf. Ancak bu tesadüften şu oyunu çıkardı; önce örtünün birine bastı sonra zıplıyor gibi yapıp diğerinin üzerine geçti. Bunu görünce bende oyuna katıldım. Karşılıklı örtüleri adımladık, o birine zıplarken ben diğerine zıpladım. Ona anlaşmayı teklif ederek birbirimizin örtülerine geçtik vs.

Öyle mutlu oldum ki anlatamam. Benim sıpam büyümüş oyun kuruyor, anlaşma yapıyor, sırasını bekliyor, ne yapabileceğini merak ediyor. O yüzden diyorum sıkı can iyidir, kendi kendine montessori etkinliği yapar, bırakınız sıkılsınlar.