Bugünlerde memleket

Burası yerimi, şimdi sırasımı bilmiyorum ama şunu soruyorum; burada değilse nerede? Şimdi değilse ne zaman?

Göbeğinde diye bir tarif vardır. Ülkenin göbeğinde, şehrin göbeğinde Pazar günü bitmeden daha herkes evine girmeden kötü bir şey oldu Çağan. Eğer sen bunu öğrenemezsen buradan oku diye yazıyorum. Birileri kötülük yapıyor. Hemde mütemediyen. Neden, ne için yaptı, sonunda ne olacak bilmiyoruz. Ama şunu biliyoruz bu Pazar günü daha bitmeden birisi oğlunu kaybetti, öteki kızını, karnında doğmamış yavrusunu kaybeden var, gelsinde yemeğe oturalım diye bekleyen kadın kocasını, Emre’lere gitmeye izin istemek için bekleyen Can babasını kaybetti. Şimdi sana kaybetti desem ellerini iki yana açar koltukların arkasına bakarsın. Öyle değil bu kayıp. Öyle değil biliyorum ama nasıl olduğunu bende bilmiyorum çünkü yaşamadım.

Ama düşündüm, hissetmeye çalıştım. Evladının saçlarını koklamaya doyamayan babayı düşündüm. Akşam olduğunda oğlu eve gelmeyince neler hissetmiştir. Kendimi o babanın yerine koyamadım ben. Aklım almadı. Ben olsam yakarım dünyayı dedim. Yaşanır mı o acıyla? Kimin hakkı var binbir zorlukla büyüttüğün, gözünden sakındığın yavrunu elinden almaya. Hangi amaç üstündü o çocuğun hayatından?

İçimizden seslendik biz. Konuştuk sohbet arasında. Günaydın nasılsından sonra vah vah dedik. Duydun mu Ankara’da neler oldu. Saydık, kaç olmuş diye sorduk. Kim kaldı demedik.

Ne kaldı geriye Pazar akşamından?