Hazır anneler günü bitmişken

Gerçekten bir kaç cümle yazabilmek için anneler gününün bitmesini bekledim. Öncesinde akıma kapılıp boyumdan büyük laflar edeceğimden korktum. Anneliğim tamamen kendim için olduğundan benim anneliğimin bugünün üzerine hiç etkisi yok. Yada bu günün anneliğim üzerine etkisi yok diyeyim. Yine de 2. yılımı devireceğim bu güne bir kaç cümle ile değineceğim.

nearaanneoldum_tarlaGeçen hafta içi İstanbul’da sağanak yağışlar vardı. Gece yağan yağmurun ardından temiz havayı içine çekmek ne harikaydı çocukluğumdaki gibi. Çocukluğumun yazlarını geçirdiğim köyümde gece yağmur yağmışsa sabah yapılan ilk iş saçakların altına konulan kovaları almak olurdu. Ayağıma lastik ayakkabılarımla doğruca bahçeye inerdim domatesler yağmurdan yıkanmış mis gibi kokarlardı. Biraz maydanoz, biraz da yeşil biberleri topladığımı hatırlıyorum. Birde ayağımın altına dolan toprağı. Bu yağmur kokusu bana bunları hatırlattı ama tüm bu hikayenin ortasındaki iki kadını da; teyzem ve anneannem. Okula yeni başladığımda çekildiğim vesikalığı mektuba iliştirip gönderdiğim yegane iki kadın. Yaz tatili bitip ben eve geri dönerken acaba kaç kilo almış olacağım diye beni kantarda tartmaya çalışan, boyu ne kadar olacak diye duvara çizik atan iki anne yarısı. Haliyle kilo almam için yedirip, uzamam için içiren doğuştan uzmanlar. O yıllarda yaşadığım yaz tatillerinin anısı ne kadar güçlü hafızamda yaşadığımız her an için size teşekkür ederim.

Annem; hayatımdaki en iyi aşçı, en bilgili öğretmen, en eğlenceli oyun arkadaşı, en sadık dost. Terlik geliyor, getir o terliği. Bir kibrit çöpüyle oyun kuran eğlenceli kadın. Hayatıma yasağı değil kuralı koyan hakiki türk annesi. Şimdilerde “eskisi gibi değilim nerede”  dese de istersem dünyayı ayağıma serecek kırk kaplan gücünde anne. Senin kızın olduğum çok şanslıyım.

Bundan 10 sene önce dediğim bir “evet” ile kazandığım validem. Bugün değil her gün senin. Dünyaları sığdırdığın küçücük yüreğinle neleri göğüsledin. Telefonla gelen bir merhabaya Karun’un hazinesiymiş gibi değerli kılan koca yürekli kadın. Elimi sıcak sudan soğuk suya koydurmayan, bir an yerinde duramayan, her defasında birşeyler anlatsa da dinlesem diye beklediğim. Beni kızın gibi gördüğün için teşekkür ederim.

Az önce Çağan’ı uyuttum. Bu aralar karyolasında yatırma denemeleri yapıyorum. Tam da anladığınız gibi hala bizim aramızda uyuyordu çünkü buna bayılıyoruz. Hatta geçen akşam Çağan’ı ilk defa karyolasında uyutmuş bizde yatacak olmuştuk. Babaaa demesin mi “Dilek böyle olmayacak eksik hissediyorum gidip alıcam Çağan’ı”. Bir öpücük almasına ikna ettim de öyle durdurdum. Neyse bu konuya ayrı bir postta devam ederiz ben konuya geleyim. Çağan karyolada ben yanındaki koltuktayım. Elinde kamyonu yattığı yerden koltukta, yatakta sürüyor bir yandan da bir şeyler konuşuyor. Öylece izledim onu. “Allah’ım bu gözlerim bu anı donduramaz mı” dedim. Kulaklarım bu sesi kaydedemez mi? Bu ana bir daha gelemeyeceğimi bilerek bütün benliğimle oturdum o koltukta. Sarıldım sana, saçımı okşayarak uykuya daldın. Beni anne yaptığın için çok mutluyum. Bu kadar.