2 yaş anıları

nearaanneoldum_hipermetropBende yapıcam, benim, bu diil. Ayyh özet geçtim ama gayet açıklayıcı değil mi?

Hayat harika gidiyor. Çağan 2 yaşla birlikte konuşmaya başladı. Dinliyor, takip ediyor, bağlantı kuruyor, kendi süzgecinden geçirip cevap veriyor; “edet”. Şimdilik evetlerin v’leri yok ama böyle daha güzelmiş bence bizde böyle kullanmalıyız.

“Ben bir gidip su alayım” diyorum ama tek başıma gidemiyorum “bende bende” diye önden atılıyor. Geçen akşam uyumadan önce biraz kitap karıştırdık. Hemen hemen hepsi elden geçti sıra mağaza kataloğuna geldi. Katalogda İngiliz otobüsü minyatürü olsa gerek oyuncak araba var. Çağan’ın aklına teyzesinin İngiltere’den getirdiği kar küresinde ki otobüs mü geldi nedir bütün evde o otobüsü aradık ama ne arama. Bir yandan dergi elinde, bir yandan ağlamaklı her gösterdiğim arabaya “bu diil bu diil” diye itiraz etti. Sonra baktım istediği ne ise veremeyeceğim bende ona başka bir şey verdim “anılarını”. Çağan’a bir masal anlatacağım zaman genelde içinde bulunduğumuz duruma uygun bir anı yaşayan çocuğun hikayesi diye anlatıyorum. Bu yaşta çöp kamyonu ve iş makinelerine olan sevgisi tutku boyutunda (çözebilen beri gelsin o ayrı konu dallandırmayayım) olduğundan çöp arabasının hikayesini, kamyoncu çocuğun hikayesi diye anlatıyorum. Anılar demiştim di mi. Aldım kucağıma gözünde yaş düştü düşecek “otobüse binen çocuğun hikayesini anlatayım mı sana” dedim. “hı” sesi geldi bir kere. Şaşırdı dikkatini çektin kızım Dilek “doğru yoldasın” dedim. Başladım anlatmaya arada onunla yaptığımız otobüs maceralarını anlattım peşine de “hatırlıyor musun” diye sordum. Ciddi ciddi “hatırlıyorum” dedi inandım. Bence de hatırladı önce ağlamayı bıraktı sonra soru sorarak masala katıldı ve uyuyakaldı. Bence bu bizim 2 yaşa özel en has anımız oldu.

Parka gideceğimiz zaman yanımıza ne alacaksak toplayıp pılıyı pırtıyı iniyoruz. Her zaman istisnasız yanımızda olmayan ama başka çocukta olan şeyi istiyor. Bisikleti almışsak topu istiyor, oyuncak arabayla çıkmışsak kamyon istiyor. Büyük çocuklar “o daha bebek” diyorlar ve nasıl büyük bir olgunlukla paylaşıyor oyuncaklarını anlatamam. Annelerinin adına ben gururlanıyorum onlarla. Ama bu defa da bizim zıpır iade de sorun yaşatıyor “bu zaten benim neden geri vereyim” tavrını takınıyor. Yaşıtları ise hayır diyor paylaşmıyor. Öyle zamanlarda da Çağan’a bravo diyorum çünkü “istiyorum diyor ver ver diyor” ama gidip zorla almaya kalkışmıyor. Tabii bu hep böyle olacak diye iddiam yok. Eskiden annelerimiz hep derdi ya “evde ölsen yemez bak burada nasıl yiyor” gibi. Çağan bir gün yapmadı, yapmaz dediklerimi yapabilir de. Nihayetinde bir çocuk ve büyüyor. Buda 2 yaşa özel “ben, benim, hepsi benim” anıları içinde yer alacak.

Bugün bambaşka bir değişiklik oldu Çağan artık gözlük kullanıyor! O kadar garip, o kadar enteresan geliyor ki gözüme zıpır çocuk tiplemesi gösterin deseler parmağımın ucunda Çağan olur. Nasıl farkettik dersen sebepsiz düşmeler en büyük belirti idi. Hızla koşarken önüne döndüğünde hani aniden çukuru fark edersin ileri doğru bir hamleyle durur devam edersin ya işte öyle oluyordu. Bazen de dönemeçlerde düştüğü oluyordu. 1 yaş muayenesinde herhangi bir sıkıntı bulunmamıştı. 2 yaştan öncede gözükmez denildiği için 2 yaş aşısı ile birlikte göz doktoruna başvurduk. Sonuç 2,5 ve 1,5 dereceli hipermetrop gözlüğü. Doktor bunun genetik olduğunu söyledi. Babaaa’nın da 2 derece hipermetrop olduğunu düşünürsek Çağan’ın bana benzemediği aşikar. Çocuklarda hipermetrop tedavisi 18 yaşına kadar devam ediyormuş. Doktorumuz ilk başlarda gözlükleri 2 saat takıp 2 saat dinlendirerek kullanmaya başlayın, alışınca zaten kendi isteyecektir dedi. Derecesi yüksek olduğundan 7 yaşına kadar ciddi bir tedavi süreci gerekiyormuş. Göz kayması ve göz tembelliği oluşabileceğinden 6 ayda bir kontrole götüreceğiz. Bugün parkta gördüğü kız çocuğunda da gözlük olduğunu görünce kendi gözlüklerini taktı Çağan. Sanırım birazda gözlükle rahatladığını fark etti. Sürekli gözlüklerin bir üstünden bakıp bir normal bakarak aradaki farkı anlamaya çalışıyor. Mavi çerçeveli gözlük aldık. Gayriihtiyari “kırılmaz mı” diye sordum satıcıya. Oda “ne olsa kırar hiç merak etmeyin” dedi. Sormamın 2 nedeni vardı; ilki gözündeyken kırılırsa ve zarar görürse idi ikincisi ise tamamen “ekonomik”. Biz doktordan çıktığımız gibi ilk optiğe girdik ve ciddi bir meblağ ödedik. Çağan’ın sağlığını kazanması yanında elbette lafı olmaz ancak kırılması halinde biraz araştırarak ucuzunu alacağıma şüphe yok. Gözlüklü bir fotoğrafı olsun isterdim ama bu fotoğrafında gözlük almadan önceki son fotoğraf olduğunu düşünürsek bununda böyle bir anısı oldu 2 yaşa has. Bu arada ister şüphelenin ister hiçbir sıkıntı olmasın muhakkak çocuğunuzun 2 yaş göz muayenesini atlamayın. Güvenmediğimden değil hala inanamadığımdan olsa gerek ikinci bir doktora gitmeyi daha planlıyorum o zaman doktor ve muayene hakkında daha detay yazabilirim. Ama siz muayene olun ihmale gelmez.

Bu arada Çağan memleket çalkalanıyor küçüğüm değinmeden geçemeyeceğim. Çok değişik şeyler oldu olmaya da devam ediyor. Hangisini anlatayım ki sana. Bende öyle fazla anlamıyorum ama bir gün seninle bugünler hakkında oturup konuşacağız. Benim anneme sorduğum gibi belki sende bana soracaksın “darbede ne yapılıyor peki anne?”. Ben gördüklerimi anlatacağım sana, sen yazılanları okuyacaksın devir değişecek.