İnatlaşmalı günler

Film adı gibi oldu valla. Bak şimdi ne hatırladım; rahmetli Tuncel Kurtiz’in oyunculuğunu üstlendiği deneysel/belgesel türünde bir sinema filmi vardır yönetmeni Reis Çelik’tir. Adı: İnat Hikayeleri izleyin.
Farkında değilim saçma sapan belki sırf dışardan biri görse bana “ayy ne biçim öğretmiş” der diye 2 yaş çocuğuyla inatlaşıyorum yahu. Zaten olur olmadık şeylerde bile dediğimin tersini yapıyor mesela “önüne bak düşebilirsin” dediğimde bana dönüp dudaklarını uzatıp ve büzüp “düşecem” diyo yaa. nearaanneoldum_uykuBirde inatlaşıyorum, dediğimi yapacak sanıyorum.
Yemek sırasında düzelmesini istediğim bir kaç şey var. Çağan ilk katı gıdaya geçtiğinden bu yana kendi yemeğini kendi yedi bugünde aynı hatta daha fazla ciddiyetle ben vermek istersem kaşıktakileri döktürür ve kaşığıda elimden alır benim kaşığım dahi olsa. Yemek istiyorsa kendi yer biliyorum ama bir kaç akşamdır yemekte sadece ekmek dilimlerinin içini yiyor. Bütün gün koşturuyor ihtiyacı var belki ama o anda hazırladığımız diğer yemekleri yememesi, benim yesin diye ısrar etmem ne saçmayım.
Sonra çorbayı kaşıkla içiyor nohutu niye eliyle tane tane yiyor diye taktım. Sanki müdahale etmezsem böyle kalacak sandım. Kalır mı bilmiyorum ama kaşığı eline verip “hepimiz kaşıkla yiyoruz sende kaşıkla yiyebilirsin” deyip ağlattım yahu çocuğu. Kaşıkla yemek istemediğini o zaman anladım. Gerçekten ne dediğimin farkında değilmişim gibiymişim.
Tabii ki eliyle yediğinde parmakları yemek suyu oluyor ama o yemek bulaşsın istemiyor ama peçete de pek işlevsel gelmiyor sanırım elini tişörtüne çalıveriyor. Çalıveriyor ne demeeekk; şöyle ki elinin önce içini sonra dışını göbeğine doğru hızlıca siliver heh işte bu.
Birde komik bişi oldu. Çağan ekmek içlerini ağzına doldurunca ben “madem yemek yemiyorsun hadi bakalım sofradan kalkıyorsun” diye ellerini yıkamaya götürdüm. Ellerini musluğa yalap şap uzatmış aynaya bakıyor. Ekmek içi ağzında koca topak olmuş döndürmeye çalışıyor bunu da aynadan izleyerek uzata uzata yapıyor. O sırada şıp dedi ekmek lavoboya düşmesin mi? O yüzünde ki alaycı ifade bir anda şaşkınlığa ve büyük bir hazineyi kaybetmenin acısına dönüştü. “Ekmek” diyebildi. Bende ne acımasızım “aa bu artık yenmez çöpe atıyorum” deyip alıverdim ekmeği lavabodan. Çağan ağlamaya başladı “ekmek yicem ben” diye. Şimdi ekmek diye ağlayan çocuk candır dicem kendimi kendimle çeliştiricem.