2 yaş anıları

sari-1Hiç o kadar zaman geçmemiş gibi kaldığım yerden ama bir hastane odasından…

Kırk yılın başı yaptığım sütlaç yüzünden Çağan zehirlenme riskiyle burun buruna geldi. Şuan hastanede onun iyi olması için dua ediyorum. Akşam eve geldiğimde karnını tutarak karnım ağrıyor demeye başlamıştı, halsizlik gözlemledim çok zaman geçmemişti ki şaldır şuldur kusmaya başlayınca allahım vicdan azabından ölücem sandım. Ne kadarda metanetli bir çocuğum var her oluk oluk kusmadan sonra “aa geçti iyiyim” dedi inanabiliyor musun? Bense her defasında elimi alnına koyup sıkıca sarılmaktan öte birşey yapamadım. Daha ciddi bir sorunla karşılaşmamak için hastaneye geldik, serum takıldı şimdi uyuyor.

32 aylık kocaman bir çocuk artık Çağan. O kadar güzel konuşuyor ki artık kendi fikrini, kendi tercihini söylemeye bile başladı. Fakat hala beze yapıyor o ayrı. Böyle söyleyince de olmuyor ama nasıl diyeceğimi de bilemedim zaten. Günlük olayları, bir konuyu konuşurken tam bir yetişkin, kızdığında neredeyse ergen ama iş tuvalete gelince daha bebekmiş, büyüyünce tuvalete gidecekmiş. Annem de baharı bekle havalar ısınsın dedi. Bende her bez bitişinde çok almayayım bırakacak zaten mantalitesiyle 2 günde bir markete gidip bez alır oldum. Geçen gün tamamen şaşkalozluktan bir beden küçük bez almışım. Daha sonra bunu “belki rahatsız olur bırakmak ister” diye olumlu düşünmeye çevirdim. Ama rahatsız falan olmuyor, hatta kirlendiğinde dahi. Bu yaştaki bu çocuğa kıyafet çıkarıp giydirmek dünyanın en zor işi iken bez değiştirmek resmen ızdırap.

2 yaşta en zorlandığım konulardan birisi yemek oldu. Şimdiye dek zeytinyağlı kereviz dahi yiyen çocuk sonbahardan sonra doğru dürüst hiç bir yemeği yemez oldu. Son 2 aydır çizgi film izlerken resmen ağzına kaşık tıkarak yemek yediriyorum zira başka türlü yemiyor. Hani şu girdimi girecek mi diye beklediğim 2 yaş sendromu var ya çok komik bir şeymiş (eliyle gözlerini kapatıp gülen maymun emojisi). Bir keresinde Çağan yine yemek yemedi bende aman nasıl olsa kendini aç bırakmaz diye üstelemedim. Tencerelere bakarken kaynamak üzere olan sütü gördü tabii ki kolay yoldan doymak için süt istedi. Henüz kaynamadığı için sütü veremedim buda inatlaşmaya yol açtı. Her ne kadar defalarca anlatsam da ikna olmadı. Sonra kaynar olduğunu söyledim içine su koy dedi. Ben su koyulmaz tadı bozulur dedim o zaman tabağa koy dedi. Ben tabağa koyamam içemezsin öyle dedim. O dolaba koy soğut dedi. Bu sırada artık ağlamaklı ısrarlı bir hal takınınca ben pes edip sütü bardağa koydum. Başa sardık tepinerek vay efendim tabağa niye koymadın, yaptım vallahi yaptım yemek tabağına sütü boşalttım içine niye su koymadın dedi. Koydum suyu da koydum ama artık hiçbirini istediğinden emin değildim. Gürültüyü duyup merak eden babaaa bir ara mutfağa geldi. Ortamı yumuşatmak için neşeli ses tonuyla konuşunca Çağan “did burdan” deyip kapıyı çat diye suratına kapattı. İşte sonrası komikti Çağan yatmış tepiniyor, babaaa kapının dışında camdan olanı biteni anlamaya çalışıyor ben kalakaldım gülsem mi ağlasam mı diye duraklasam da çaktırmadan gülmeye karar verdim. Yaşadığımız yegane sendrom buydu galiba. Bir kere daha tekrar edecek oldu savuşturdum (silahını üfleyen anne emojisi). Galiba 2 yaş bu kadardı. Oysa fragmanlarda başka gözüküyordu. Mühim olan inatlaşmamak sevgili anneler. Sanki onun dediği oluyormuş gibi yapıp evet çocuğum olur yavrucuğumla idare ediniz.

Çağan’ın gözlükle geçen 6 ayından sonra ilk kontrolde bilgisayar ile ölçüm yaptık ve gözlerinin 7,5 derece hipermetrop olduğunu öğrendik. İlk muayene elle ölçüm tahmini 5,5 civarı denilmişti. Bu kadar yüksek olunca 6 derece gözlük kullanılmasına karar verildi. Umarım sonraki kontrolde bu numara düşmüş olacak. Bu arada yeni gözlükle birlikte Çağan’da göz kırpması başladı. Sebep gözlük mü yoksa tamamen tesadüf mü bilmiyoruz ama yeni gözlükten 3 hafta sonra ciddi bir göz kırpması başladı. Gözünü “naber” maksadıyla kırparsın ya aynı o şekilde kırpıyordu. Tedirgin olup nörolojiye dahi gittik. Genel olarak gözümüze çarpan farklı hareketleri olmadığı için tik olabileceğinden bahsettiler. Ancak tedbirli olmak için EEG testi yapılması gerektiğini söylediler. EKG testi gibi başınızın belli noktalarına tel bağlanıyor. Teste uyanık başlıyorsunuz ve uykuda tamamlanıyor. Uyanıkken yapılmasına müsaade etmeyeceği için uykuda denedik. Yine de saçlarına dokununca huylandı 2 kere ayrı günlerde denememize rağmen test yapılamadı. Aradan 1 ay geçti eskisi gibi değil artık daha seyrek ve gevşek bir kırpma ama yine de ilerde keşke dememek için testi yaptırmanın yolunu bulmalıyım. Ya ikna edeceğiz yada ikna edeceğiz başka bir yolu yok diyorlar.

Böyle can sıkıcı bir konuyla kapatmayayım yazıyı. Uykudan bahsedeyim biraz. Haftaiçi akşamları 8 dedim mi yatan çocuk sırasıyla 9, 9 buçuk , 10, 10 buçuk ve en nihayetinde bu aralar 11 i geçtiğinde uyuyor. Zaten ben uyuyakalıyorum o benden sonra uyuyor olabilir. Halen birlikte yatıyoruz sabaha kadar sarılıp sarılıp uyumanın tadı başka çünkü.