Kuş ve Muz

Bu yazı biraz “çok sevgili günlük” havasında olacak ama yazmadan edemeyeceğim. Çünkü bu anılar benim yüreğimi kabartıyor böyle pofuduk pofuduk oluyor içime sığmıyor. İleride fazla yaslanmaktan yamaşır ve işe yaramaz olursa diye yüreğim açıp açıp okumak için müsadenizle yazacağım.
Bugün Çağan’la sıkı bir kahvaltı yaptık. Bana göre yani en azından birşeyler yedi. Hazırlanıp dışarı çıkalım dedim. Tüm kıyafetleri kısa gelmeye başladığı için ona bir kaç eşofman altı, bir kaç çorap almak istedim. Dışarıda acıkırsak yeriz diye yanımıza meyve ve kuruyemiş aldım. Tamda planladığım gibi meyve ve kuruyemişleri öğle öğününde yedik ve akşam yemeği saatinde evde olacaktık ki aklımıza babaanneye gitmek geldi. Fakat oraya gidene kadar geçen sürede Çağan biraz fazla acıktı. Mutfakta duran meyve tabağına daldı. İlk yemek isteyeceği muz oldu. Evet öğle yemeğinde de ayva ve muz yemişti ama acıkmış olduğunu bildiğimden hayır diyemedim. Varsın ikinci muzu yesin dimi ama. Velhasıl bizimle yemek yemeği iki kaşık yoğurt hariç. Yemeğin üstüne çaylarımızı içtik. Sıra meyve yemeye gelince Çağan’ın elini attığı ilk meyve muz olunca inatlaşmayalım diye hadi dedim elindekini ye diğerlerini kaldırayım. Öyle keyifle yiyip kendinden emin diğer muzu almaya gittiki boş tabağı görünceki şaşkınlığı çok komikti. Muzu sordu tabii ki, ben “bitti” dedim. Öbürü “yedik ya” dedi. Beri ki “kuş almış” dedi ve çocuğum ne yapsın bunlar daha muza ne olduğunu bilmiyor en iyisi ben kendimle takılayım dedi. Bu arada babaannesi biblolarıyla ünlüdür ve  Çağan etrafta sallanırken tüm bitenin üzerine kuş biblosunu farketti. Buradaki diyaloğu yazayım;
Ç- aaa burda kuş varmış?
Babaaa- Evet oğlum ne güzel değil mi?
Ç- Muzu bu kuş mu aldı acaba?
Babaaa- (Ne gaddar) Evet o almış oğlum?
Çağan’ın ağlayarak dizlerime kapanma sahnesini inanın tarif edemeyeğim. Bende Çağan’ı ikna etmeye çalıştım “yok kuşta muzu çok seviyormuş, yok acıkmış mış napsın” her sözüme verdiği tepki kalp ben. Babaannesi “bir muz için ağlatılır mı yahu” deyip gitti bir tane daha getirdi. Yesin dedim babaannesinin hatırına. Gelip sessiz sessiz döktüğü gözyaşlarının hatırına. Birşeyi tutkuyla istemenin hatırına. Yesin dedim. Kendim şu satırları yazarken elim cipsin içinde değilmiş gibi 4.muzu yemesi neden iznime tabii olsun ki zaten. 4 mü 5 mi?
Hep Çağan’ın beni zorladığı anları yazmak haksızlık olurdu. Birazda mağaza da bütün oyuncak arabaları kucaklayıp “anneciğim bak sadece 2 tane alabilir miyiz” dediği naif sesini de yazmalıyım bence. Bizim seçtiğimiz oyuncağı alması için saçma bir şekilde direttiğimizde “hayır bunu değil bunu istiyorum” dediği kararlı ve emin halini de yazmalıyım. Yoksa bu pofuduk yürek kabına sığmaz oluyor.